Mesleğimiz, cüppemiz ve savunma enkaz altında

Malatya Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanı ve Malatya Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Osman Akyol, deprem sonrası şehirdeki avukatların yaşadığı sıkıntıları dile getirdi.

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler ile ülkemizin en büyük faciasını yaşadıklarını ve yaşamaya da devam ettiklerini belirten Akyol, “Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına sabır diliyorum. Yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Bu süreç sonucunda Malatya Barosu olarak maalesef derinden etkilendik. Adliye koridorlarında hukuk ve adalet mücadelesi için ömrünü adamış ve adamaya gönül vermiş avukat ve stajyer avukatları kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Malatya Barosu mensubu 3 (üç) meslektaşımızı maalesef kaybettik” dedi.

Bununla birlikte Malatya Barosu mensubu bir meslektaşının vatani görevini yapmaktayken deprem sonucu yaralandığını ve tedavisinin devam ettiğini de belirten Akyol, “Meslektaşlarımız, baro çalışanlarımız ve büro çalışanlarımız; aile üyelerini, arkadaşlarını ve yakınlarını kaybetti. Diğer illerde de birçok meslektaşımızı sonsuzluğa uğurladık. Bu faciada hayatını kaybeden meslektaşlarımıza ve yakınlarına baş sağlığı, yaralanan meslektaşlarımız ve yakınlarına acil şifalar diliyorum” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

NORMALLEŞMEYE EN SON DÖNECEK ŞEHİR MALATYA

Malatya ilinde can kaybının, her ne kadar depremi yaşayan diğer illerimize göre daha az olsa da: yıkımın en fazla olduğu şehirlerden biri olduğunu belirten Akyol, deprem sonrası ortaya çıkan acı tabloyu şu şekilde paylaştı: “14/03/2023 tarihi itibariyle Malatya İli Geneli Deprem Çizelgesi’ne göre; 32,195 Acil-Ağır-Yıkık Bina ve 90,347 Acil-Ağır-Yıkık Bağımsız Bölüm bulunmaktadır. Buna karşın ise toplamda 390 tane Yıkılan-Kaldırılan Yapı bulunmakta. Yani şehrimiz halen enkaz altında, ‘’normalleşmeye’’ en son dönecek şehir Malatya’dır. Depremin üzerinde 37 gün geçmesine rağmen halen Malatya enkaz altındadır. Yaşanan felaket ile birlikte 500’e yakın meslektaşımızın ofisi yıkılmış, yıkılmayan ofislerin neredeyse tamamı da ağır hasarlı durumdadır. Malatya Barosuna bağlı 950 avukat ve 280 stajyer avukattan yaklaşık 100 meslektaşımız Malatya ilindedir. “

Malatya’da ve depremden daha fazla etkilenen Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman’da açlık, sefalet, mağduriyet ilk günkü gibi devam ettiğini, bunun üzerine devam eden sağanak yağışlar ile vatandaşlarımızın ciddi mağduriyetler yaşadığına dikkat çeken Akyol, “Tüm Türkiye’de deprem bölgesinde her şey güllük gülistanlıkmış gibi bir algı oluşmaya başladı. Evet seçimler önemli, ülkenin gelecek 5 yılı için doğru tercihler yapılmalı” diyerek yaşanan sıkıntıların son bulmadığını, depremden etkilenen şehirlerimizin ve ülkemizin geleceği açısından yapılacak tercihlerin büyük önem arz ettiğini ifade etti.

ACİL OLARAK ATILMASI GEREKEN ADIMLAR VAR

Malatya ilinde acil, ağır ve yıkık binaların sayısına bakılarak bile Malatya ilinden, yaklaşık 400.000 kişinin geçici ya da kalıcı olarak şehri terk edip depremin yaşanmadığı diğer illere gittiğini, meslektaşlarının Malatya’ya geri dönebilmesi için yaşanılan sorunlara karşılık acil olarak atılması gereken adımların bulunduğunu belirten Akyol,

“*Öncelikle Adliye hizmet binasının bir an önce belirlenmesi gerekmektedir. (Deprem öncesi 3 bina ve yaklaşık 45.000m2 den oluşan adliye binaları kullanılmaz haldedir. Adli faaliyetlerin nerede yürütüleceği halen net değildir. Adalet bakanı sayın Bekir BOZDAĞ ilimizi ziyareti esnasında yeni adliye binasının 2024 sonunda bitebileceğini beyan etmiştir.)

*Meslektaşlarımız halen evlerinin hasar durumu bile netlik kazanmadığından ülkemizin farklı illerinde yaşamaktadır. Bütün depremzedeler için konaklama problemi ivedilikle çözülmelidir.

*Ofisi yıkılan meslektaşlarımızın mesleki faaliyetlerine başlayabilmesi için uygun çalışma ortamları sağlanmalıdır. Meslektaşlarımızın ofis ve bilgisayar ihtiyacı için afad ve devlet yetkililerinden herhangi bir yardım söz konusu değildir. Türkiye Barolar Birliği tarafından Malatya Barosunun kullanımı için her ne kadar 5 adet konteynır verilmiş ise de bu konteynır halen meslektaşlarımızın kullanımına sunulacak donanıma sahip değildir.

*En az 1 (bir) yıl süreyle Bağkur/SSK prim muafiyeti getirilmelidir.

*CMK, adli yardım ve beraat vekalet ücretlerinin ivedilikle ödenmesi gerekmektedir.

*Kısa Çalışma Ödeneğinin en az 1 (bir) yıl süreyle uygulanması gerekmektedir.

*Adli işlemlerde kullanılan tek banka olan Vakıflar Bankası tarafından meslektaşlarımıza promosyon ödemesi yapılmalı ve 1 (bir) ödemesiz, faizsiz ya da düşük faizli kredi imkanı sağlanmalı.

*Olağanüstü hal kapsamında yargı alanında alınan tedbirler kapsamında süreler 06/04/2023 tarihine kadar durdurulmuştur, saydığımız adımlar bu tarihe kadar atılmaz ise (ki yapılabileceğini sanmıyorum) vatandaşlarımızın hak kaybı yaşamaması için bu sürenin uzatılması gerekmektedir. ” diyerek Avukatların ‘’normalleşmesi’’ için, bahsettiği adımların yetkililerce ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini, aksi takdirde adli faaliyetlere başlamanın ve mesleklerini ifa etmelerinin imkansız olduğunu ifade etti.

DEPREMDEN SONRA SEL FELAKETİNDE DE MALATYA GÖRMEZDEN GELİNDİ

Yaşanan sel felaketinden Malatya’nın da önemli ölçüde etkilendiğine değinen Akyol, “Mecliste oluşturulan deprem araştırma komisyonunda tek bir Malatya vekilinin olmaması aslında tüm durumu özetliyor ancak Malatya, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinde yaşanan sel felaketinde yine Malatya’da hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıldı. Diğer illerde yaşamını kaybeden vatandaşlarımıza baş sağlığı, yakınlarına sabır dilemekle birlikte ilimizde yaşanan sel felaketinde özellikle Doğanşehir ilçemizde ciddi tahribatlar açmıştır. Depremden sonra ihtiyaçları bir şekilde karşılanan vatandaşların yine baştan ihtiyaçları oluşmuştur. Çadırları, battineyeleri, kıyafetleri sele kapılmıştır. Malatya’nın en büyük ilçelerinden olan Doğanşehir’de deprem yıkımını en fazla yaşayan ilçelerden olması ve devamla sel felaketi insanları çaresiz bırakmıştır. Yaklaşık bir haftadır devam eden yağışlar hayatı olumsuz etkilemektedir, bir an önce konteynır kentin kurulması gerekmektedir” dedi

FIRSATÇILAR İLE MÜCADELE EDİYORUZ

Yine tüm bu zorluklar ve olumsuzlukların yanında bir de ‘’fırsatçılar’’ ile mücadele etmek zorunda kaldıklarını belirten Akyol, “Malatya’da depremzedelerin cebinde kalan 3-5 kuruşa göz diken ve özellikle numaralı barolardan gelerek halkın mağduriyetini kullanarak vekaletname toplamaya çalışan meslektaş diyemeyeceğim fırsatçı simsarlar, ücretsiz hukuki danışmanlık hizmeti vereceğini söyleyen sigorta şirketleri türemiştir. Malatya ve deprem yaşanan diğer tüm illerde yaşayan vatandaşlarımıza tanıdıkları, bildikleri meslektaşlarımızdan hukuki yardım almalarını şayet tanıdıkları meslektaş yok ise bulundukları ilin barolarına gitmelerini öneriyoruz” diyerek uyarılarda bulundu.

HİÇ KİMSE YASALARIN ÜSTÜNDE DEĞİLDİR

1 Mart 2023 tarihi itibariyle dernek üyeleri ve Malatya Barosu yönetim kurulu üyeleri olarak diğer meslektaşları ile birlikte deprem sonrasında yaşanan can kayıpları ve maddi kayıpların asıl sorumluları olan atanmış ve seçilmiş idarecileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Akyol, “Bahse konu suç duyurumuzda Malatya ilinde görev yapan eski dönem ve mevcut vali, Malatya Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve eski dönem başkanı, Battalgazi ve Yeşilyurt Belediye Başkanları,Malatya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü hakkında 2020 yılında Elazığ ve Malatya’da meydana gelen deprem sonrası ciddi şekilde hasar alan bina ve yapıların ilgili idarece denetim yükümlülüğünün yerine getirilmesi sonrasında 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem sonrası denetimi yapılmayan bina ve

yapıların neredeyse tamamının enkaz haline gelmesinde Malatya’daki yöneticilerin ciddi şekilde ihmal ve kusurunun olduğu gerekçesiyle dilekçemizi somutlaştırarak suç duyurusunda bulunduk. Ayrıca Malatya’da yıkımın en fazla olduğu ilçelerden Yeşilyurt’ta siyasi ve ekonomik rant ile tarım arazilerinin imara açılması can kayıpları ve ekonomik kayıpların sebebinin deprem değil ihmal olduğunu düşünüyoruz. Yaptığımız suç duyurusunun takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarak, yıkımlarda sadece müteahhitlerin sorumlu olmadığını ihmali bulunan atanmış ve seçilmişlerin sorumluluğu sebebiyle yargılanması gerektiğini düşünüyoruz. Yargı makamları tarafından da soruşturmanın titizlikle yürütülmesi gerekmektedir. Hiç kimse yasaların üstünde değildir, biz hukukun üstünlüğü ilkesine inanıyoruz. ” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir